Cumartesi günümüzü İstanbulda geçirdikten sonra pazar sabah kahvaltıya Emirin arkadaşı Fatih Tuğra ve ailesi geldi.. Emir'e cumartesi akşamı yarın Fatih Tuğra gelicek dediğimde hemen "Gelşiinn, gelşiiinnn" demeye başladı. Hatta marketten top aldığımızda "Fatih Tuğra top oynaa" diyordu.. Pazar günü arkadaşlarımız geldiğinde ise bir müddet güzel güzel oynadıktan sonra kamyon üzerine ikisi e bağırmaya başladılar:)) Hatta bağırmak kelimesi yanlış olur, biri ordan diğeri öbür taraftan çekişe çekişe ağlamaya başladılar.. Bir süre müdahil olmadıksa da duruma dayanamayarak orta yolu bulduk.. Çocuk değiller mi işte, birazdan ortada birşey yok gibi yine başladılar oynamaya..Yarım saat sonra bakık yine küçük bir tartışma.. Bu sefer konu merdivenin kapısı. Birisi kapat diyor diğeri kapatma:)) Birisi merdiven çıkıyor diğeri çıkma benim merdivenim:)) Malum bu sıralar herşey benim devri.. Neyse baktık hava güzel..Çıktık uçurtma uçurmaya..Bu sırada koyunları olan amca bir kuzuyu tutarak çocukların sevmeleri için yanımıza getirdi.. Emir biraz çekinse de sonra kuzunun gıdısını severek ona kek yedirdi.. Fatih Tuğra maşaallah kuzudan hiç korkmadı.. Biraz dışarılarda koşturduktan sonra bu miafirlerimiz yerini Coşkun Ancalara bıraktı:)) Onlarda Hasan Abi ile oynayıp, Defne ablayla anlaşamayan Emir misafirler gittikten sonra her zamanki gibi "gelsinnn, gitmesin" fertaylarına başladı:) Bütün gün koşturup öğle uykusunu uyumayan, yemek yemeyen oğlum biraz makarna yedikten sonra saat 7de uykuya yenik düşerek kollarımda sızıverdi.. Gözlerini taaa sabah 06.45te "Gökçeeeennn" diyerek açana kadar da deliksiz uyudu....
Yoğun geçen bir dönemin ardından birden sakinleşince hayat, boşlukta hissettim kendimi.. Uzunca bir zamandır oğlum için bir site oluşturmak isterken fırsat bu fırsat deyip başladım bu işe.. İleride benden anı kalsın birtaneme:)
17 Nisan 2012 Salı
Pazar Kahvaltısı
Cumartesi günümüzü İstanbulda geçirdikten sonra pazar sabah kahvaltıya Emirin arkadaşı Fatih Tuğra ve ailesi geldi.. Emir'e cumartesi akşamı yarın Fatih Tuğra gelicek dediğimde hemen "Gelşiinn, gelşiiinnn" demeye başladı. Hatta marketten top aldığımızda "Fatih Tuğra top oynaa" diyordu.. Pazar günü arkadaşlarımız geldiğinde ise bir müddet güzel güzel oynadıktan sonra kamyon üzerine ikisi e bağırmaya başladılar:)) Hatta bağırmak kelimesi yanlış olur, biri ordan diğeri öbür taraftan çekişe çekişe ağlamaya başladılar.. Bir süre müdahil olmadıksa da duruma dayanamayarak orta yolu bulduk.. Çocuk değiller mi işte, birazdan ortada birşey yok gibi yine başladılar oynamaya..Yarım saat sonra bakık yine küçük bir tartışma.. Bu sefer konu merdivenin kapısı. Birisi kapat diyor diğeri kapatma:)) Birisi merdiven çıkıyor diğeri çıkma benim merdivenim:)) Malum bu sıralar herşey benim devri.. Neyse baktık hava güzel..Çıktık uçurtma uçurmaya..Bu sırada koyunları olan amca bir kuzuyu tutarak çocukların sevmeleri için yanımıza getirdi.. Emir biraz çekinse de sonra kuzunun gıdısını severek ona kek yedirdi.. Fatih Tuğra maşaallah kuzudan hiç korkmadı.. Biraz dışarılarda koşturduktan sonra bu miafirlerimiz yerini Coşkun Ancalara bıraktı:)) Onlarda Hasan Abi ile oynayıp, Defne ablayla anlaşamayan Emir misafirler gittikten sonra her zamanki gibi "gelsinnn, gitmesin" fertaylarına başladı:) Bütün gün koşturup öğle uykusunu uyumayan, yemek yemeyen oğlum biraz makarna yedikten sonra saat 7de uykuya yenik düşerek kollarımda sızıverdi.. Gözlerini taaa sabah 06.45te "Gökçeeeennn" diyerek açana kadar da deliksiz uyudu....
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder