Emirim Büyüyor

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers

3 Temmuz 2012 Salı

Uçak, Vapur,Tren, İzmir...

Geçtiğimiz hafta mühendisler odasının düzenlediği eğitim için İzmire gitmem gerekti. Eğitim bir haftalık olunca, orada da ablam olunca Emir'siz olmaz dedim ve hemenuçak biletimi aldım. Daha doğrusu eşim aldı. Ben de doğal olarak oğlumu ben uçağa bindircem, uçucaz şeklinde alıştırmalar yaptım korkmasın diye.
uçak günü gelip de havaalanına gittiğimizde havayolu şirketi kıytırık sebeplerden bizi 19.55 uçağına almadı ve 23.45 uçağına 2 kişilik (Emir ve ben) bir bilet daha sattı. Uçak saati gelene kadar sefil olduk tabii ki. Emir bir o tarafa bir bu tarafa koştu durdu. Yürüyen merdivenlerden bir indik bir çıktık derken saat geldi. Aprondaki uçakları gösterdim. Derken bizim uçağımız hole yanaştı ve onu gösterdim. Sıra uçağa binmeye geldi ve biz de diğer yolcular gibi yavaş yavaş yerimize doğru ilerledik. Koltuğumuza oturduğumuzda hayalindeki uçakla ilgi kuramayan Emir diğer yolcuların (arka sıradakiler) gittiği yere doğru dönerek, burası uçak değil, biz de gidelim diye ağlamaya başladı.Ardından bir de emniyet kemerimizi takınca ağlamalarımız daha da arttı:) Uçağın kanatlarını göstermeme rağmen (koltuğumuz kanat üzeriydi) bir türlü Emiri uçağınbu olduğuna ikna edememştim. Daha sonra uçağın ekranlarında çocuklar emniyet kemerimizi nasıl bağlamamız gerektiğini ve güvenlik kurallarını anlatırken oğlum sakinleşti.. Ama ağlama sırasında ön koltukta oturan insanların arkasına dönerek bize baktıklarını gördüm ve içlerinden "gecenin bu saatinde tam da çocuk önü, eyvah yandıkk!!" diye geçirdiklerini düşünmeden edemedim :) Ama yolculuğumuz hiç de öyle olmadı. Uçak henüz hareket ettiğinde yandaki ablanın sakız vermesi ile de skainleşmiş olan oğlum yola bakmaya başladı. Ancak oğlum uyuma uçak şimdi kalkacak izle diye kaç kez tekrarlamama rağmen kaçınılmaz son:(( Emir uyuya kaldı. İşte sırf bu yüzden bile havayolu şirketini mahkemeye verebilirim ki, döner dönmez ilk işim kendilerine bir dilekçe yazmak oldu....
Neyse İzmire sağ salim indikten sonra herşey gayet güzeldi..Ancak hava çok bunaltıcı idi.. Gittiğimizin ertesi günü kendimizi Alaçatıya attık. Gerçekten çok güzel bir yer.. Bayıldım. Ayrıca Urla, Çeşmealtı da çok güzel. Ama alaçatıda çarşı ve kumsal da güzeldi. Evlerin kenarlarına sarılmış Begonvil ağaçlarına bayıldım. Hemen bir tane edinmek için araştırmalara başladım. Fotoğraf çekmeyi unuttum tabiiki:(
Daha sonra abimlerin de İzmiregelmesi ile Karşıyaka'ya geçtik. Fırsat bu fırsat giderken vapura dönerken metroya (bir nevi tren:)) ) bindik. Böylece Emiri ulaşım araçları ile tanıştırmış oldum. Özellikle vapu çok hoşuna gitti. En kısa zamanda tekrar deniyeceğim..  
bu bir haftalık eğiitimle hem ben biraz ortam değiştirmiş oldum, hem de Emir değişik anlar yaşadı. Her sabah uyanır uynmaz Dilara ablasını sorarak onu uyandırmayı kendine iş edindi mesela:)
Gittiğimiz gece kendisi uyuduğu için olayların farkına varamayan oğlum gecenin üçünde uyanarak "Burası neresi ?" diye sormayı başardı..
İlginç bir şekilde ablamın komşusundan aldığımız bebek arabasına oturdu ve hemen hemen tüm gezilerimizde arabadan hhiç kalkmadı. Denge bisikletini (babası almaya geldiğinde yanında getirmişti) çok güzel kullanmaya başladı...
Veeee asıl ilk olan ise oğlum denizle tanıştı:)))) Su biraz soğuk olduğu için zorlansa da, alıştıktan sonra ayak karıştırmaca oyununu çok sevdi. Kumlarda oyun oynadı.. Bezi kıçından sarkarken o kaydırakta kaymaya devam etti :)) Ve gördüğünüz gibi pingusunu, battisini ve kaplumlaasını yanından hiç ayırmadı:) 
  


 






Etkinlik mi ? İşte size en güzel etkinlik...Bir çocuğun mutlu olarak oyun oynamsından daha güzel ne olabilir ki?? 

Hiç yorum yok: